İçeriğe geç

Adını Matematik Aliminden Alan Sokak

Cadde Sokak İstanbul – 4 Osmanlı Devleti zamanında soyadı kullanılmadığı için insanlar ya babalarının ya da doğup yaşadıkları yerin adıyla anılırlardı. Çok çeşitli alanlarda eserleri bulunmasına rağmen, daha çok mantık ve matematikçi oluşuyla ününü duyuran Gelenbeli İsmail Efendi 1730 yılında Manisa’nın Gelenbe Kasabası’nda dünyaya geldi. Asıl adı İsmail bin Mustafa olan İsmail Efendi doğduğu yere nispeten Gelenbevi lakabıyla meşhur oldu. Babasını küçük yaşta kaybettiği için on üç, on dört yaşlarına kadar ciddi anlamda bir eğitim göremeyen Gelenbevi, doğduğu kasabada tahsile başladı. Bir süre sonra İstanbul’a giderek Fatih Medresesi’ne girdi. Burada devrin ünlü müderrislerinden  Yasincizade Osman Efendi’den Arapça ve nakli ilimleri, “ayaklı kütüphane” diye meşhur olan Müftizade Mehmed Emin Efendi’den de akli ilimleri (matematik,felsefe,mantık) okudu.

OSMANLI’NIN MEŞHUR MATEMATİKÇİSİ

Medrese tahsilini tamamladıktan sonra 1763 yılında açılan imtihanı kazanarak müderrislik unvanını aldı. İstanbul’un Zeyrek semtindeki evine kapanarak günlerini daha çok mantık ve matematikle ilgili eserler yazarak geçirdi. Matematik konusundaki dehasını ve bu alanda meydana gelen yenilik ve gelişmeleri takip ettiğini; – 1787 yılında İstanbul’a gelen bir Fransız mühendis***in Babıali’ye sunduğu, ancak dönemin ilim adamlarınca pek anlaşılmayan bazı logaritma cetvellerinin nasıl kullanılacağı hususunda yazdığı Logaritma Şerhi adlı Türkçe eseriyle – ortaya koydu. Kaynakların belirttiğine göre onun bu başarısı Fransız mühendisinin de katıldığı bir toplantıda devrin reisülküttabı Mehmed Raşid Efendi’nin Gelenbevi’ye bir samur divan kürkü armağan etmesiyle kutlandı.

3.Selim’in huzurunda cereyan eden bir başka olay dikkatlerin yeniden Gelenbevi üzerinde toplanmasına vesile oldu. Kağıthane’de gerçekleştirilen bir bayramlaşma töreninde humbaracıların başarısız atışlar yapmasına çok üzülen padişah, istikamet hesaplarını doğru bir şekilde yapacak bir uzmanın bulunmasını emretti. Bunun üzerine huzura getirilen Gelenbevi toplardaki açı hatalarını ince matematiksel hesaplarla düzeltti, böylece atışlarda tam isabet kaydedilmesi sağlandı. 3.Selim bu başarısından dolayı Gelenbevi’yi çeşitli hediyelerle ödüllendirdi; Yenişehir Mevleviyetine (Sancak Kadısı) atandı.(1790). Gelenbevi bu vazifeyi yürütürken devrin şeyhülislamı Hamidizade Mustafa Efendi’den, hilal konusunda görmeden ziyade hesaba dayanan görüşlerini ağır bir şekilde eleştiren resmi bir yazı aldı. Bu haksız tenkit karşısında çok üzülen ve beyin kanaması geçirerek felç olan Gelenbevi kısa bir süre sonra Yenişehir’de (1791) vefat etti.

GELENBEVİ SILTANİYESİ’NİN KURULUŞU

Bugün İstanbul Fatih’te Gelenbevi Anadolu Lisesi olarak bilinen okul binasının yapılması tasarlandığında Fatih Zeyrek’te büyük bir arsa aranmaya başlandı, mahalleliler bugün okulun bulunduğu yerdeki bir konak arsasını göstermişlerdir. Yapılan araştırmada bu yerin Gelenbevili İsmail adı ile anılan bir hocaya ait olduğunu anlaşılıyor. O sırada Milli Eğitim Bakanı torunu Sait Efendi’dir. Milli Eğitim Bakanı Sait Bey bu arsanın kanuni mirasçısıdır. Kendisine arsa üzerinde okul yapacaklarını, satmasını istemişler. Sait Efendi bu müracaatı inceledi. Okul yaptıracaklara, bir şartla kabul edeceğini söyledi. Yapılacak okulun Gelenbevili İsmail Efendi adını verilmesi şartının yerine getirilirse, satacağını söyledi. Arsa Milli Eğitim Bakanlığı tarafından satın alınarak, ona saygı nişanesi olarak, Gelenbevî İdadisi adı ile, İsmail Gelenbevî adına tescil edildi. Adını bir Osmanlı aliminden alan ve köklü bir geçmişe sahip olan Gelenbevi Okulu’ndan mezun olan ünlüler de var. Abdülbaki Gölpınarlı, Nuri İyem, Nihat Sami Banarlı , Muallim Cevdet, Tevfik İleri, Ord. Prof. Dr. Şemsettin Günaltay

Meraklısına: *** Çeşitli kaynaklarda Gelenbevi’nin İstanbul’da bulunduğu sırada, Fransa’dan bir mühendisin gelerek logaritma cetvelini Babıali’ye takdim ettiği yazar. Bu mühendisin İstanbul’da bu ilmi kimsenin bilmediğini iddia etmesi üzerine, Gelenbevi İsmail Efendi’nin evine gönderilir. Evdeki durumu gören Fransız, Gelenbevi’yi hiç yerine koyarak, logaritmayla ilgili bir mesele bırakıp, “Falan vakte kadar cevabım isterim” dediği ve bu Fransız mühendisin, hocanın evine tekrar neticeyi öğrenmek için geldiğinde cevap yerine İsmail Efendi’nin, yazdığı logaritma risalesini ona takdim etttiği anlatılır. İsmail Efendi’nin logaritmasını görünce çok şaşıran Fransız, Babıali’de Gelenbevi İsmail Efendi’nin zekâ ve kabiliyetine hayran olduğunu beyan eder.

Fransız mühendis, dönemin reisülküttabına, “Şu adam Avrupa’da olsaydı ağırlığınca altın ederdi” demiştir. Gelenbevi’nin ömrünün sonunda yazdığı Cebir kitabı, çok kıymetli olup, tek başına Gelenbevi’nin adının dillerde kalması için yeterlidir.

Kaynak:

https://islamansiklopedisi.org.tr/gelenbevi

http://gazeteport.com/haber/index.php?id=102064

http://bedirhaber.com/haber/fransizlarin-ovdugu-alim-gelenbevi-ismail-efendi-44084.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir