İçeriğe geç

İstanbul’un Güldüren Yüzü

Cadde Sokak İstanbul – 21 Metropol şehirlerin en büyük sıkıntısı kalabalık ve bu kalabalıkta yaşayan insanların mutsuzluklarıdır. Sabah evden çıkıp okula, işe, gezmeye her nereye olursa olsun yola çıktığımızda gülen yüzlere hep hasret kalırız. Tabi dönüp kendimize de bakmalıyız, biz ne kadar güler yüzlüyüz ? Hayal edin ki metrobüse binmişsiniz yanınıza ünlü bir komedyen binmiş ve sizinle esprili bir yolculuğa eşlik ediyor. Herkes bu hoş sohbetten memnun olur.

MESLEĞİ LAKABI OLDU

Osmanlı İstanbul’unda zamanın komedyeni de lakabı Borazan olan asker kökenli bir beyefendiydi. Osmanlının son döneminde yaşayan Borazan Tevfik’in kesin doğum ve ölüm tarihleri bilinmemektedir. Daha çocuk yaşlarında, sokak satıcılarının taklitlerini yapıyor, mahalleyi kırıp geçiriyordu. Sonraları kendi buluşu ve uydurusu olan fıkra ve hikâyeleri ve tatlı muziplikleriyle, İstanbul’un renkli simalarından biri haline geldi.

Borazan Tevfik

Borazan Tevfik mahalle mektebinde okuyup, Bahriye Silah Endaz Taburu’nun İtfaiye kısmında Gedikli Çavuş (Bugünkü Astsubay) rütbesiyle ‘‘Borazancı’’ oldu. Taburun önünde ‘‘Borazan’’ çalarak, çalımlı çalımlı yürümesi ve yakışıklılığı ile çabuk tanınıp sevildi. Bu yüzden de kendisine ‘‘Borazan Tevfik’’ adı verildi.

HASTASININ HATRINI SORAN DOKTORDUR

Tıp fakültesinde okuyup öğrenciliğini tamamlamadan fakülteden ayrılan ve edebiyata merak salan Necdet Rüştü Efe Türk nüktedanları hakkında yazdığı eserde Borazan Tevfik’ten şöyle bahseder; Yakın tarih, Türk nüktecilerinin pîri olan Borazan Tevfik merhum; kendisiyle yarışılmaz bir taklitçi, meclisine doyulmayan sohbeti hoş bir zattı. Rahmetliye, Haydarpaşa’daki eski Tıp Fakültesinin boğaz ve kulak kliniğinde tanımıştım. Fî tarihinde Mekki Sait ve Faruk Nafiz gibi devam edip, uzun bir hastalıktan sonra aşkım gerçek meşke imkân bulamadığım bu fakültede, stajyer doktorluğa eriştiğim bir sırada hazretle karşılaştık.

Borazan Tevfik’in karyolayı dolduran iri gövdesiyle; kıvırcık saçlı, esmer yüzlü, klinikte yattığını görünce yanına sokuldum. İçinde zekânın kıvılcımları parıldayan bu bir çift muzdarip göz beni kendisine çekmişti.

Neyiniz var? diye sordum.

Gülümseyerek cevap verdi: Neyim yok ki? Canlı hastane gibiyim doktor!

Doktor değil, stajyerim dedim; henüz diplomayı almadım!

Eliyle bir işaret yaptı: Geç diplomayı. O istim gibi sonradan gelsin! Hastanın hatırını soran doktor olmuş demektir. Basurcu Agâh Paşa’nın da diploması yoktu ama Abdülhamid’in dibine baka baka hekim başı oldu. Ben de seni doktor yaptım!

Borazan Tevfik Sokak

Kaynaklar: http://www.emekliassubaylar.org/gurur-duyduklarimiz/item/82-borazan-tevfik https://www.ucuztarih.com/magazin/borazan-tevfik-kimdi-ve-istanbulu-senelerce-nasil-guldurdu-1934/ http://derkenar.com/necdet-rustu-efe+turk-nuktecileri-borazan-tevfik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir