Konak Yıktıran Dostluk

Suriçi Konakları -20 İstanbul’da Çemberlitaş semtinde bulunan, Osmanlı’nın son zamanlarından günümüze gelebilen, Tarihi yarımadanın ve Divanyolu’nun az sayıda kalmış sivil mimarlık örneği, Selim Bey Konağı (adını nereden aldığına dair net bir bilgi yoktur) beyaz çehresiyle Dostluk Yurdu sokağında yer alır. İstanbul’da her semtin ve sokağın isminin bir hikayesi var. Konağın hikayesinden önce sokağın neden Dostluk Yurdu adıyla anıldığına bir göz atalım.

ADINI DOSTLUKTAN ALAN SOKAK

Türkiye’nin, cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda topraklarında yaşayan nüfusun niteliği ve niceliğine ilişkin herhangi bir sayım veya araştırma verisi bulunmamaktaydı. Bu ihtiyaçtan dolayı ilk nüfus sayımı, 28 Ekim 1927’de yapıldı. Sayımdan önce, bazı hazırlıklar yapıldı, Ankara’da İstatistik Umum Müdürlüğü kuruldu, İstanbul da ise, Şehremanet de memur olarak görev yapan Osman Nuri Ergin’e, İstanbul sokaklarını yeniden isimlendirme görevi verildi. 10 Nisan 1927 tarihinde çıkarılan kanunla görevlendirilen Ergin, beş ay gibi kısa bir sürede, 6214 sokağı gezip, etüd ederek, sokakların mevcut ismini değiştirerek, birçoğuna Türk büyüklerinin isimlerini verdi. Selim Bey Konağının bulunduğu sokağın ismi de şehirdeki bu yeni oluşumdan nasibini almış ve Dostluk Yurdu Sokak olarak değiştirildi. Osman Nuri Ergin, sokak isimlerini yeniden adlandırırken sokakların tarihle olan bağına, hikâyesine dikkat etti. Yeni isimlendirmede, sokakların şehrin hafıza mekânları olarak varlığını sürdürmesi, tarihsel kimliğinden koparılmaması temel düsturu oldu.

Binbirdirek Sokağı için Dostluk Yurdu Sokak ismini seçmesinin nedeni, Almanya ile Osmanlı İmparatorluğu’nun 20. yüzyılın başındaki gerek diplomatik, gerekse dostane ilişkilerine dayanmaktadır. Bu ilişkiler çerçevesinde, 19. yüzyılın son çeyreğinden başlayarak Alman İmparatorluğu, Osmanlı topraklarında ekonomik ve kültürel en önemlisi de mimari anlamda görünürlük kazanmaya başlıyor, Bağdat Berlin Demiryolu, Deutsche Bank ve Haydarpaşa ile Sirkeci Garları, Alman ulusal mimarlık anlayışı ile inşa edildi. Birinci Dünya Savaşı yıllarında müttefik olmalarından dolayı, iki ülkenin bağları daha da güçlenir.

DOSTLUK İÇİN KONAK YIKILIR MI?

Bunun üzerine İstanbul ve Berlin’de  faaliyet gösteren Türk Alman Dostluk Derneği tarafından, iki toplum arasında kültürel bağ kuracak ve iki ulus arasındaki iletişimin bir yapıdan yayılması amacıyla bir kültür kompleksi, inşa etmeye karar verilir ve yapı için 1916 yılında bir mimari proje yarışması açılır. Titiz bir değerlendirmeyle yarışma, 1917 yılında sonuçlandı, Alman mimar Germen Bestelmeyer’in projesinin uygulanmasına karar verildi. Söz konusu yapıya, Talat Paşa ‘’Dostluk Yurdu’’adını münasip görür. Dostluk Yurdu için Türk yetkililerce, Çemberlitaş civarında arazi aranır, bulunamayınca da 1870 yılında Mısırlı Mustafa Fazıl Paşa’nın Avrupai tarzda yaptırdığı ve Divanyolu’nun en gösterişli konaklarından biri olan konağı yıktırılır. Ancak Osmanlı ile Alman İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’nda yenilmesi ve ekonomik güçlüğe düşmelerinden dolayı bu proje uygulanamaz. Proje uygulanamadı, ama projeyi anma adına Selim Bey Konağı’nın bulunduğu sokağın ismi, 1927 yılında Dostluk Yurdu sokak olarak değiştirildi.

Ressam Malik Aksel ise yıkılan konağın bir başka paşaya ait olduğunu belirtir.

“Senelerdir, akasya ağaçlariyle çevrilmiş bu arsada Maarif Nâzırı Haşim Paşanın kırmızı boyalı bir konağı bulunurdu. Sonralan Evkaf Kadılığı olmuştu. Bunun alt köşesinde Istanbulun en eski eczanelerinden Haşan Rauf Eczanesi vardı. Umumî Harbin sonuna doğru Türk-Alman dostluk yurdu binası için istimlâk edildi. Yıkıldıktan sonra harb bitti. Bu teşebbüs de yüzüstü kaldı.”

Meraklısına: ‘’Divanyolu adını, Topkapı Sarayı’nda Kubbealtı’nda toplanan Divan-ı Humayun’dan almıştır. Divan dağıldıktan sonra divanın üyeleri paşalar, vezirler arabalarına veya atlarına binerek genelde Aksaray, Beyazıt ve Fatih istikametinde bulunan konaklarına bu yol üzerinden giderlerdi. 

Kaynaklar:

Bir Semt, Bir Konak : Çemberlitaş Selim Bey Konağı

Maurice Cerasi, Divanyolu, çev. Ali Özdamar, Kitap Yayınevi: İstanbul, 2006, s. 54

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir