Kırk Yıllık Kani Olur Mu Yanni?

Cadde Sokak İstanbul – 15 İstanbul’da cadde ve sokak isimlerine baktığınızda elbette gördüğünüz çeşitliliği pek çok yerde görmek mümkün olmayabilir. Sokak ve cadde isimlerinin hikayelerini incelerken aslında dilimize yerleşen bazı söz ve söylemlerin de nerelerden geldiğini keşfediyoruz. Mesela şimdi okuyacağınız renkli birkişiliğe sahip Kani Paşa’nın hayatı da oldukça ilginç ve artık atasözü olan bir söyleme sahiptir. Başlıkta okudunuz “Kırk yıllık Kani olur mu Yanni” diye. Yanni değil “yani” diyenler oldu elbette benim ilk araştırdığım zaman düşündüğüm gibi.

TOKATLI ŞAİR EBUBEKİR KANİ

Kânî 1712 doğumlu Tokatlı bir şairdir. Mizahî ve nüktedan kişiliğe sahiptir. Bir ara Trabzon’dan İstanbul’a gelirken devrin tanınmış sadrazamlarından Hekimoğlu Ali Paşa’nın yolu Tokat’a düşmüş ve Kânî de “fırsat bu fırsattır” diyerek yazmış olduğu bir kasideyi Paşaya takdim etmiştir. Hekimoğlu Ali Paşa şiirden anlayan biri olduğu için bu gencin sahip olduğu yeteneği farketmiş ve onu beraberinde İstanbul’a götürmüştür.

İstanbul’da çeşitli memuriyetlerde vazife alan Kânî, eskilerin tabiriyle serâzâd (kendi hâlinde takılan ve pek söz dinlemeye gelmeyen) biri olduğu için Silistire’ye gitmiştir. Öteden beri kâtiplik yaparak geçimini temin eden şair, Rumeli’de gezdiği birçok bölgede yüksek rütbeli beylerin kâtipliğini (bugün için özel kalem diyebiliriz) yaptı. Ulah beylerinin ve bazı voyvodaların yanında bulundu. Ve bir ara Bükreş’te iken gönlünü Hrıstiyan bir güzele kaptırdı.

SEVDANIN ŞARTI MI OLUR?

Gel zaman git zaman Kâni’nin başında kavak yelleri esedursun artık bu durum tahammül edilemez bir hâle dönüştü. Ne yapıp edip Hrıstiyan güzele içini açmalı ve ardından sadede gelmeliydi. Şairimiz bu güzel ve genç kıza evlenme teklifi yapmaya karar verdi, bir fırsatını buldu ve mevzuya girdi. Hrıstiyan güzel, böyle bir teklifi öteden beri bekliyor ve aslında kabul etmeye hazırlanıyordu. Fakat her şey bir şarta bağlıydı. O da, kendisi gibi Kâni’nin de Hrıstiyan olmasıydı. Sonunda Kâni teklifini yaptı ve ardından hiç beklemediği bir cevapla karşılaştı… Kız dedi, “Peki kabul ederim ama o zaman sen de Müslümanlığı bırakıp, Hrıstiyan olursun!” Bu şartın imkansızlığını bilen şairimiz, biraz da mizahla karışık işte o meşhur sözüyle karşılıkta bulundu: “Kırk yıllık Kâni, olur mu Yanni.” Yanni ve Yannis isimleri o dönemde sıkça kullanılan isimler arasında olsa gerek ki Ebubekir Efendi Kani ismine böyle bir atıfta bulundu. Bu sözden iki mana çıkmaktadır. Bugün bir çoğumuzun anladığı ve hayal kırıklığı ile söylenen “Bu kadar da yapılmaz, böyle de olmaz yani” gibi bir anlam. Bir diğer anlam da “Yanni” Osmanlı’da gayri-müslim tebaa arasında yaygın olarak kullanılan bir erkek ismidir. Müslüman olmayanların kullandığı bu Yanni ismine mahkeme kayıtlarının tutulduğu Kadı Sicil defterlerinde sıkça rastlayabiliriz. Yani şairimiz demek istiyor ki, “40 yıldan beri Müslümanlık’tan ayrılmayan Kâni, bu saatten sonra din değiştirip, Yanni olmaz…”

Meraklısına not: Latifeciliği ölüm döşeğinde de sürecek kadar ileri olan Kani, “Ben fatiha dilencisi değilim mezar taşıma ‘Fatiha’ yazmayın.” diye bir nükte söylemiş, ölümünden sonra mezarini yaptiranlar da bunu bir vasiyet gibi uygulayip şakasina karşilik vermişlerdir. Şimdi Eyüp Sultan Mezarliği’nda bulunan kabrinin şahidesinde ‘Fatiha’ ibaresi yoktur. 

Kaynaklar:

https://tarihvemedeniyet.org/2012/12/kirk-yillik-kani-olur-mu-yani.html

https://www.uludagsozluk.com/k/k%C4%B1rk-y%C4%B1ll%C4%B1k-kani-olur-mu-yani/

https://islamansiklopedisi.org.tr/kani

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir