İçeriğe geç

İlk Türk Mikrobiyolog

Cadde Sokak İstanbul – 5 Hayatımızın akışında sıkça kullandığımız sokak ve caddelerin isimlerinin mutlaka bir geçmişi oluyor. Yıllardır oturduğumuz semtin sokak ve caddelerini araştırmaya başlayınca bu sefer çok kez geçtiğimiz bir sokağı inceledim. Bir sokağa neden Hüseyin Remzi Bey denir diye araştırınca aslında Osmanlı’ya ve dolaylı olarak ülkemize kazandırdıklarını inceleme fırsatı buldum. Bir doktor aslında Hüseyin Remzi bey. Bugünlerde çok fazla tartışılan ve bir kesimin karşı çıktığı bir konuda çalışma yapmış hem de; AŞI. 

AŞIYA DAİR EN ESKİ RESMİ BELGE

1717’de İstanbul’daki İngiltere elçisinin eşi olan Lady Montague, kendisi de çiçek hastalığı geçirmiş olduğundan, bu aşının İstanbul’da yaygın şekilde kullanıldığını gördü ve çocuklarını aşılattı. Lady Montague, hem İstanbul’da yazdığı ve tarihe “Şark Mektupları” olarak geçen mektuplarla hem de Londra’ya döndükten sonra bizzat kendisi çiçek aşısını İngilizlere tanıttı. Bu mektuplar aşı yapımına ilişkin ulaşılmış en eski belgedir.

PASTEUR OSMANLI’DAN DA YARDIM İSTEDİ

Ülkemizde aşının tarihçesini biraz araştırınca Pasteur’ün dönemin devlet başkanlarına aşı çalışmalarına maddi katkıda bulunmaları için yazdığı mektubu öğreniyoruz. Aşı üretim çalışmalarını yürütmekte olan Pasteur’un yazılardan birinin 2. Abdülhamit’e ulaşması sonrasında, 2. Abdülhamit yardım yapabileceğini ancak çalışmalarını İstanbul’da sürdürmesini ister, bu teklif Pasteur tarafından kabul görmeyince ikinci teklif oluşturulur, Pasteur’a Mecidiye Nişanı ile birlikte 10.000 altın (bazı kaynaklarda 800 lira olarak geçiyor, ama baktığınızda dönemin İstanbul’unda yaklaşık 180-200 ev parası karşılığı) yollanır, aynı zamanda Osmanlı’dan 3 kişinin de yanına asistan olarak yetiştirilmesi istenir. 

1886 Haziran’ında Fransa’ya Pasteur’den kuduz aşısı uygulamaları üzerine eğitim almaya giden ekipte (üstte-ön sırada-soldan sağa) Veteriner Hüseyin Hüsnü Bey, Müderris Zoeros Paşa ve Dr. Hüseyin Remzi Bey bulunuyordu.
1886 Haziran’ında Fransa’ya Pasteur’den kuduz aşısı uygulamaları üzerine eğitim almaya giden ekipte (üstte-ön sırada-soldan sağa) Veteriner Hüseyin Hüsnü Bey, Müderris Zoeros Paşa ve Dr. Hüseyin Remzi Bey bulunuyordu.

Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye-i Şâhâne’den müderris Alexander Zoeros Paşa’nın başkanlığı altında, Kaymakam (yarbay) Dr. Hüseyin Remzi ve Kaymakam (yarbay) Veteriner Hüseyin Hüsnü beylerin gönderilmesine karar verilir. Daha sonra bu ekip çalışmalara temel teşkil etmesi için “kuduz mikrobu” enjekte edilmiş bir kemik iliği ile Osmanlıya geri döner. 1887’nin Ocak ayında Zoeros Paşa’nın kliniğinde Daûl-Kelp ve Bakteriyoloji Ameliyathanesi (Kuduz Tedavi Müessesesi) kurulur. Bu kurum dünya’da üçüncü, doğunun ise ilk kuduz merkezi oldu. Daha sonra bu merkez difteri serumu da üretti.

Kısaca bugün bir sokakta da karşımıza ismi çıkan Miralay Doktor Hüseyin Remzi Bey; Evliya Hoca veya Evliya Hüseyin Bey ismiyle de tanınır. Böyle tanınmasının sebebi pek iyi yürekli, yumuşak huylu ve dindar olmasından gelir.  Kitaplarının çoğunu halk için halkın anlayacağı dilde yazdı. Osmanlı’nın Mikrobiyoloji alanında çalışmalar yapan ilk mikrobiyologu, kuduz aşısını ülkeye getiren Osmanlı Hekimi oldu. 27 Mart 1839 ‘da İstanbul’da doğdu ve 18 Aralık 1896’da İstanbul’da vefat edince Kasımpaşa Türbi Tekkesi’ne defnedildi. Yaşı kadar 58 adet eser geride bıraktı.

Kaynaklar :

asi.saglik.gov.tr/genel-bilgiler/33-a%C5%9F%C4%B1n%C4%B1n-tarih%C3%A7esi.html

www.mikrobiyolbul.org/managete/fu_folder/1969-02/1969-03-02-103-105.pdf

hipokratist.com/dr-huseyin-remzi-bey

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir