İçeriğe geç

Humbara Olmuş “Kumbara”

Çocukluğumuzda tasarruflu olduğumuzu ispatlamak için aramızda yarışırdık arkadaşlarımızla. Hem de yerli malı haftasına gelmişsek o zaman tasarruf , harçlıklarının hesabını yapma yarışına girerdik. Bu hatıraları olmayan yok gibidir.

İş bankası Müzesi’ni ziyaret ederken aklıma takılmıştı nerden gelir bu kumbara diye. İşte buldum cevabını;

Screenshot_2017-01-19-20-52-17

Kumbara, yani humbara Farsça χumbare خمبره “küçük küp” sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Farsça χum veya χumb خم/خمب “küp, çömlek” sözcüğünden türetilmiştir. Bu sözcük Avesta (Zend) dilinde aynı anlama gelenχumba- sözcüğü ile eş kökenlidir.

Screenshot_2017-01-19-20-52-38

Humbara aslında “demirden yapılarak içine patlayıcı maddeler doldurulan mermi” [ (1600 yılından önce) ]

ALIŞVERİŞİN İLK ZAMANLARI DEĞİŞ TOKUŞ

Kumbaranın tarihini, herhalde, değiştokuşun yerini para karşılığı kullanılan nesnelerin almasından sonraki bir dönemde aramalıyız. İnsanlar, çeşitli besin maddeleri ve objeleri saklamak için nasıl birer kaba koydularsa, para yerine geçen bu maddeleri de bir kaba koymuşlardır. Kumbaranın daha estetik bir obje haline gelişi ise esas olarak 19. yüzyılda karşımıza çıkar. Oyuncak, biblo, süs objesi, kasa gibi değişik biçimler alan bu kumbaralar, teneke, seramik, toprak gibi çeşitli maddelerden yapılmaktadırlar. Kumbaralar ile bankalar arasındaki bağlantı ise 20. yüzyılların başlarını bulur. Türkçedeki kumbara sözcüğünün kökenleri, ilginç bir şekilde, eski bir savaş aletine kadar uzanmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nda “humbara”; demirden, yuvarlak, içi boş olarak yapılan, içine barut, demir ve kurşun parçaları doldurularak havan topuyla veya elle atılan bir çeşit bombaya denirdi. Sözcüğün kökeni Farsça olup, “küçük küp” anlamına gelmektedir. “Humbara” sözcüğü zamanla, halk dilinde “kumbara”ya dönüşmüştür. 1930’lu yıllardaki bir rivayete göre; topraktan yapılma kumbarayı İstanbul’da ilk kez, bu tür “bomba” yapan “kumbara”cı esnafı üretmeye başlamıştır. Bunlar, içi boş delikli kumbaralar yapıp gündeliklerini içine atarlarmış. Beyoğlu Kumbaracılar Yokuşu’nun başında eskiden bu işle uğraşan birçok dükkan varmış. Önceleri yalnızca, söz konusu bombanın ismi olan “kumbara”, giderek, para biriktirilen bu objenin adı olmuş.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan zaman diliminde, çocukluk anılarına göz attığımızda ise kumbaranın ilkel biçimleriyle ilgili ilginç bilgiler ediniyoruz. Demir paraların gözde olduğu bu yıllarda, çocukluk anılarında “beş paralar, on paralar, yirmi paralar, kırk paralar, yüz paralar” önemli yer tutmaktadır. Kumbara Türkiye’ye gerçek anlamda 1928 sonunda girdi. İş Bankası’nın uzunca bir dönem simgesi oldu.

Şimdilerde kumbaralarımız envai çeşit artık. Bizim evde bile en az 3 çeşit kumbara var. ?

20170209_155645-1i

Kaynak: http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ender-merter/529977.aspx

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir