İçeriğe geç

Bizi bekleyen tehlike : “ Maalesef yalnızlaşıyoruz !”

İnsanların paylaştığı ortamlar her geçen gün hızla değişiyor ve gelişiyor. Ancak bu gelişime ne kadar ayak uydurduğumuz tartışma konusu. Çünkü ortamlar çoğaldıkça ve geliştikçe maalesef yalnızlaşıyoruz. Tek tip yaşam biçimi ve kaygıların çokluğuyla hareket alanlarımız her geçen gün daralıyor. İdealize edilmiş yaşam biçimine kendimizi kaptırmak aslında farkında olmadan kendimize yaptığımız haksızlıkların başında geliyor.

Diş hekimi olduğum için, kliniğimize gelenlerle tedavi sürecinde çeşitli sebeplerle farklı konuları konuşma imkanımız oluyor. En son tedavisini yaptığımız bir danışanımın söyledikleri oldukça dikkatimi çekti. Sosyal faaliyetlerde oldukça aktif olan bu kamu görevlisiyle olan sohbetiniz ister istemez sosyal sorumluluk projelerine de gelip dayanıyor. Kısa sohbetimizin ardından zihnimde bıraktığı düşünceyle internet ortamında acaba sosyal sorumluluk projelerinde ülkemizin durumu nedir diye meraklandım. Yardımlaşmayı çok severiz ki ülke olarak da bu böyledir Ama, aşağıda sizinle paylaştığım kısa rapor hiç de öyle söylemiyor: İşte rapordan bir detay:

STK’LARDA GÖREV ALMAYI SEVMİYORUZ

TÜSEV (Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı) ‘in raporunda yer alan resmi verilere göre 2014 yılında Türkiye’de 104 bin 66 dernek ve 4 bin 893 yeni vakfın faaliyet gösterdiği tespit edilmiş. Geçtiğimiz 10 yıla bakıldığında sivil topluma katılımda neredeyse yüzde 100’lük bir artış olduğuna dikkat çekilen raporda, sivil topluma katılımın AB ortalaması veya üyelik müzakereleri yürüten Batı Balkan ülkelerine kıyasla hala düşük olduğu belirtiliyor. 2014 yılı verilerine göre, Türkiye nüfusunun yalnızca yüzde 13’ü dernek üyesi ve her 747 kişi için bir dernek bulunuyor. Dernek üyelerinin yalnızca yüzde 4,8’inin kadın olması ve yüzde 70’inin 30-50 yaş aralığında olması da bir diğer dikkat çekici bulgu olarak ortaya çıkıyor. Vakıf ve derneklerin faaliyet alanlarının da ayrıntılı incelendiği raporda derneklerin yüzde 1,5’u, yeni vakıfların ise sadece yüzde 0,5’inin insan hakları ve savunuculuk alanlarında faaliyet gösterdiğine dikkat çekiliyor. 

45454545

VAH VAH -TÜH TÜH DEMEK YERİNE

Genel yakınmaları hepimiz duyarız vah vah, tüh tüh deriz ama mevzu elimizi taşın altına koymaya gelince hepimizin bir meşguliyeti ve mazereti çıkar. Esasında olayı içselleştiremediğimiz için ve bilinç altımızda sürekli şu ön yargının varlığından hareketle sıkıntı duyuyoruz sanırım. En etkili ön yargı; duygularımızın sömürüldüğü yada bu işin ticarete döküldüğü noktasındadır. Ancak biraz daha araştırıp konuyu derinlemesine inceleyince geçmişimizde ne kadar da diğer gâm ve toplumda yaşayanların birbirlerinden kendilerini sorumlu tuttuklarını görürüz. İşte Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yaptığı bir derleme ile kurulan ilginç vakıfların isimlerini paylaşmak istedim.

Leylek Vakfı, Dinlenme için bahçe vakfı , Köprüleri sellerin zararından koruyan vakıf, Herkese meyve vakfı, Nefes vakfı, Piknik vakfı, Duvar ve sokak temizliği vakfı , Çevre düzenleme vakfı, Helva dağıtan vakıf, Suyu soğutan vakıf, Pabuç parası veren vakıf, Gölleri temizleme vakfı, Yuva kuran vakıf, Yetime annelik babalık eden vakıf, Kayıkçı ve hamal dostu vakfı, At vakfı, Suyu çoğaltan vakıf, Ordunun ihtiyaçlarını karşılayan vakıf, Amalara yardım eden vakıf, Van gölünde acil yardım gemisi dolaştıran vakıf, Sanayi tesisi kuran vakıf, Serbest kalan köleleri koruyan vakıf, Fidan diken vakıf, Borçlu dostu vakfı, Öğrencilere elbise veren vakıf, Misafirleri ağırlayan vakıf, Dervişlere ulaşan vakıf, Yetim çeyizi donatan vakıf, Borcundan dolayı hapse düşenlere yardım vakfı, Kurban kesen vakıf, Kandil vakfı, Esirlikten kurtarma vakfı, Denizciliği geliştiren vakıf.

PEKİ NE DEMEK STK?

1945 yılında Birleşmiş Milletler Teşkilatının kuruluşunda ilk olarak Sivil Toplum Kuruluşu tanımı yapılmıştır: “Resmi kurumlardan tamamen bağımsız, hukuki, soysal, toplumsal ve çevresel değerleri için lobi faaliyeti yürüten, çalışanlarını ve üyelerini tamamen gönüllülerden seçen, ticari kaygısı olmayan, kar amacı gütmeyen kuruluşlardır” denebilir. Yapılanması ise sanıldığı gibi sadece derneklerden oluşmamaktadır. Vakıf, Birlik, Komite, Platform, Meslek Kuruluşları ve Sendikalarda Sivil Toplum Kuruluşu kapsamına girmektedir. STK’ların toplumsal yaşamın her alanında karşımıza çıkması mümkündür. Türk tarihinde vakıflar Selçuklu döneminde (1071–1293) gelişmiş, Osmanlı döneminde (1299–1920) kurumsallaşarak en görkemli dönemini yaşamıştır. Kayıtlara göre, Anadolu’da kurulan ilk vakıf 1048 tarihlidir. Osmanlı döneminde sayıları yüz binlere yaklaşan Türk-İslam vakıfları sanat yönüyle de zirveye ulaşmış, toplumun sosyal, ekonomik ve kültürel hayatına geniş ölçüde katkıda bulunmuştur.

12121121

Evet, yukarıda okuduklarınız vakıflardan sadece birkaç tanesi. Birbirimizi kapsayıcı olarak bakabilsek her birimiz evrende bulunan bir diğer canlıdan sorumluyuz. Bunun farkında olalım yada olmayalım. Geçmişimizle günümüzü kıyaslayınca hem potansiyellerimizi değerlendirme açısından hem de sorumluluk alma açısından sosyal projelerde yokuz diyebiliriz. Belki de sosyal sorumluluklardan haberdar etme derneği kurarak bu işe başlayabiliriz . Ne dersiniz? Hadi bu yazıyı okuduysanız eğer ,hemen en yakın ve size uygun bir sivil toplum kuruluşuna bir vakfa üye olabilir misiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir