İçeriğe geç

Diş Tedavisi Öncesi Psikolojik Destek Şart mı?

Last updated on 1 Kasım 2015

Dt. M. Bilal Alkan Kimilerinin küçük görüp umursamadığı diş kaybı, bazı hastaları ise depresyona sokuyor hatta psikolojik travmaya kadar götürebiliyor. Bu hastalar diş çekiminden sonra kaybettiği dişini bir uzvu gibi görerek ağzındaki boşluğu daha çok büyüterek “takıntı” haline getirebiliyorlar. Hayata Bir Eksik Dişle Devam Geçtiğimiz günlerde yöneticiliğini yaptığım hastaneye bir danışan geldi, yapılan muayene sonrasında […]

bilal_alkanDt. M. Bilal Alkan

Kimilerinin küçük görüp umursamadığı diş kaybı, bazı hastaları ise depresyona sokuyor hatta psikolojik travmaya kadar götürebiliyor. Bu hastalar diş çekiminden sonra kaybettiği dişini bir uzvu gibi görerek ağzındaki boşluğu daha çok büyüterek “takıntı” haline getirebiliyorlar.

Hayata Bir Eksik Dişle Devam

Geçtiğimiz günlerde yöneticiliğini yaptığım hastaneye bir danışan geldi, yapılan muayene sonrasında kendisine dişin çekilmekten başka şansı olmadığını belirtince hasta aşırı tepki verdi. Daha önce yüzlerce hastanın dişini çekmemize rağmen böyle bir tepki açıkçası şaşırtmıştı. Danışanımla biraz daha yakından ilgilenerek neden böyle bir tepki verdiğini öğrenmek istedim, hasta birden ağlamaya başladı. Ve kendisinin ağzında hiç diş olmayan anneannesi gibi olmaktan korktuğunu dile getirdi. Neden öyle bir sonuca vardığını sorunca, verilen cevap karşısında gerçekten çok şaşırdım, şöyle dedi danışanım:  “Ama o benimle 28 yıldır beraberdi, şimdi siz onu alıp belki de çöpe atacaksınız ve ben buradan çıkarken bir eksik uzvumla çıkacağım. Belki de ileride ağzımda hiç diş kalmayacak”
Konsultan hekim arkadaşlarımla yaptığım kısa bir görüşmeden sonra danışanımızı terapiye almanın zorunlu olduğunu gördük ve iki hekim arkadaşımla birlikte kendisiyle görüştük.

Hastanın Önce Düşüncesi Değişmeli

Danışanımızla yaptığımız kısa görüşmeden sonra, kendisinin öncelikle haklı olduğunu  uzvuna gösterdiği bu duygusal bağımlılığın saçma ya da gereksiz olmadığını belirttik ve kendisine diş eksiğini gidermek üzere bazı alternatifler üzerinde durduk. Bu alternatifleri aşağıda sizlerle ayrıca paylaşacağım. Fakat burada önemli olan hekim arkadaşlarımın bu konuyu küçümsemeden ciddiye alarak diş çekimlerinde çok dikkatli olmalarını ve özen göstermeleri gerektiğini vurgulamak istiyorum. Özellikle oral diagnoz ya da ilk muayene dediğimiz safhada danışanımıza hemen diş çekiminin zorunlu olduğu değil bunun vücudunun genel sağlığı için gerekli olduğu izah edilmelidir.

Neden travma yaşanıyor?

Danışanlarda bu tür durumlara açıkçası çalıştığım kurumda pek sık rastlamamıştım, bunun üzerine kısa bir araştırma yaparak diğer özel kliniklerde yönetici arkadaşlarımı aradım onlara da böyle vakalar gelip gelmediğini sordum. Kısa bir araştırma sonucunda maalesef geldiğini fakat önemsenmediğini üzülerek öğrendim. Bir kişinin elinin ya da bacağının ya da bir tek tırnağının kaybı nasıl önemli ise “dişinin” kaybı da en az o kadar önemli idi. İnsanlar nasıl ki tek tip değil, ruh yapılarının farklı olduklarını biliyoruz öyleyse bu olaya duygusal açıdan değil bilimsel, teknik açıdan bakmalıyız. İstatistiklere göre ülkemizde hemen hemen her ailede diş çekimleri oluyor ve her 5 aileden en az birinde damak protez olduğu bilinen bir gerçek. Fakat günümüzde beslenme şartları, diş bakımındaki ihmaller yüzünden her ne kadar yeni teknolojiler de gelişse total (tam damak) protez yine de sıkça kullanılmaya devam ediyor. İşte çekirdek aile kültür yapımızdaki bu olay çocukluğumuzda bilinçaltımıza etki yapıyor ve kendisini öncelikle “Yaşlı“ olarak veya ”ihtiyar olarak “  hissediyor. Bunun önüne geçilmesi için başta biz diş hekimleri olmak üzere ailelere ve aile hekimlerine de çok iş düşüyor.

Bir Yılda 7.4 Milyon Diş Çekimi Yapıldı

Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, 2014 yılına ait Kamu Hastaneleri İstatistik Yıllığı verilerine göre, ağız ve diş sağlığı alanında Sağlık Bakanlığı hastanelerinde daha etkin hizmet verilmeye başlandı. 2002 yılında 4.6 milyon olan poliklinik sayısı 2005 yılında 11 milyona, 2009 yılında 22,8 milyona, 2014 te ise 31,8 milyona ulaştı. 2002de yılda yaklaşık 1,4 milyon olan diş çekimi sayısı 2014 te 7,4 milyona yükseldi. Bu rakamlardan anlaşılacağı üzere ülkemizde diş çekimi giderek artıyor. Tabi geçmişte bu verilerin çok sağlıklı kaydedilmediğini göz ardı etmememiz gerekiyor.
Buradan çıkartılacak bana göre iki sonuç var. Birincisi kişisel ağız hijyeni dediğimiz ağız ve diş bakımının ve koruyucu diş hekimliğinin yapılmadığını ve ülkemizde vatandaşlarımızın kendi diş bakımlarına özen göstermediklerini görüyoruz. Ortaya çıkan ikinci sonuç ise psikolojik olarak önemsenmiyormuş gibi görünen diş kaybının aslında ciddi ve dikkate değer bir konu olduğunu görmekteyiz.
Nasıl ki çoçuk psikolojisi varsa din psikolojisi varsa ya da sosyal psikoloji varsa diş tedavisi için de yeni bir psikoloji alanının artık konuşulması gerektiğini düşünüyorum. Şimdi olmasa da inanıyorum ki ileride birçok özel hastane başta olmak üzere diğer hastanelerde de “diş çekimi” ve “diş tedavileri” için psikolojik danışmanlara gereksinim olacaktır.

Eksik dişiniz nasıl tamamlanacak?

Yukarıda belirttiğim gibi diş çekimi sonrası her şey bitmiş değildir, bunun birçok çözümleri vardır. Aşağıda bunlardan birine değinmek istiyorum. İlki çekimden sonra implant yapılabilmesidir. Peki implant nedir?  Dental implant, eksik olan dişlerin fonksiyon ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen ve uygun malzemeden yapılan yapay diş köküdür. Bu bilgiyi duyan danışanlar hemen şu soruyu sorarlar: “Her hastaya implant uygulanabilir mi?”
İmplant vidaları belirli kalınlığı ve genişliği olan yapılardır. Bu nedenle implant konulması öngörülen bölgede, çene kemiğinin, bu implant vidasını kabul edecek yükseklik ve genişliğe sahip olması gerekmektedir. Mevcut kemiğin kalitesi implantın başarısını etkileyen faktörlerden biridir. Ayrıca tedaviden önce ve implant ağızda kaldığı sürece dişetlerinin tamamen sağlıklı olması gerekmektedir. Danışanın genel sağlık durumu iyi olduğu sürece implant uygulamasını engelleyecek bir üst yaş sınırı yoktur. Genel sağlık durumu iyi olan herkese implant uygulanabilir. Ancak kemik gelişimi tamamlanmamış çok genç yaştakilere uygulanması tercih edilmeyebilir.

Mutlaka Danışan Bilgilendirilmeli

Günümüzde gerek danışan yoğunluğu gerekse diş hekiminin yeterince ilgilenememesi yüzünden diş tedavisi için gelenlerle yeterince zaman ayırılamıyor. Şunu kabul etmeliyiz sadece kamu hastanelerinde değil özel hastanelerde bile bu sözkonusu. Dolayısıyla şimdilerde biz hekimlerin  danışanları nasıl ikna edici bilgilendirelim diye yeni bir konu başlığımız olmalı. Diş hekimliği fakültelerinde bu konuya da önem verileceğini düşünüyorum özellikle ilave derslerle bu konu gündeme getirilmelidir.  Diş çekimi öncesinde mutlaka danışan hem anlayacağı şekilde özellikle görsel ve interaktif olarak da bilgilendirilmelidir. Aksi halde işlem gerçekleştirilir ama tedavi sonrası semptomlar görülebilir özelikle ağrı olmadığı halde psikolojik olarak eksik hissettiği için yeni durumu kabullenemediğinden sıkıntı duyulabilir. Ya da bunu itiraf edemeyen danışanlarımızda başka semptomlar görebiliyoruz.

Elbette Telafisi Var

Öyleyse şunu unutmayalım ki kaybettiklerimizin telafisi elbette vardır ama bilinçli olduğumuz sürece peki bu bilinci nasıl edineceğiz? Bizlere sıkça gelen ve şimdi paylaşacağım sorulara özenle cevap vererek…
İmplantların vücut tarafından reddedilme ihtimali var mı?
Hayır! İmplantlar organizma için herhangi bir yan etkisi olmayan maddelerden yapılmış titanyum bileşiklerdir ve yıllardır yoğun araştırmalara tabi tutulmuştur. Bu maddeler hiç bir zaman canlı bir organizmanın parçası olmayan maddelerdir. Vücudun bunlara karşı antigen üretip kalp ve böbrek transplantlarında (organ nakillerinde) olduğu gibi reddetmesi mümkün değildir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir